Fenerbahçe için karmaşık,
duygusal gel-git’lerin tavan yaptığı bir sezon oldu. Olumsuzluklara rağmen
başarılı bir sezon geçirildiğini söyleyebiliriz.
Aykut Kocaman, Alex’in takımdan
gönderilmesinden sonra göreve geldiği günden itibaren uygulamak istediği
yerleşim planı ve futbolcu rolleri için nihayet uygun ortamı bulabildi.
Kamuoyunda Alex’in gönderilmesine rağmen sistem sorgulanmaya devam etti. Futbol
dünyasında dönem dönem popüler dizilişler öne çıkar. Fenerbahçe’nin Alex öncesi
ve sonrası dizilişleri birbirinin yakın çeşitlemesidir. Ama ikisi arasında
önemli farklılıklar var. Yeni sistem içeriğine göre kanat-forvet oyuncularının
bir merkez forvet ile atakları yönettiği ve orta saha ile savunma beklerinin
destekleri ile çeşitlendirilebileceği bir atak planı oluştu Fenerbahçe’nin. Bu
takımda birden çok oyuncunun katılımı ve çözüm üretmesini gerektiren bir oyun
planı. Yıllarca bir oyuncunun aklı ve yönlendirmesine dayanan, etrafındaki oyuncuları
akli tembelliğe iten oyun sistemine alışan takımın bu değişimi yaşaması zaman
aldı.
Bu değişim sürecine iki bölümde
değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Devre arasına kadar dönemde hücum
düzenlenmesi aşamasında ve oyun merkezini rakip yarı sahasına yaklaştırmakta
bir hayli zorlandığını gördük takımın. Kağıt üzerinde bir plan görünüyordu ama sorumluluk
al(a)mayan ve belki de oyuncu profili bakımından uyumsuz bir oyuncu grubu vardı.
Devre arasında Aykut Kocaman mükemmel bir zamanlama ile görevinden istifa etti.
Israrlar sonucu geri dönmesi ve takıma yeni katılanlar ile birlikte yine sık
düşünülmeyen ama düzenlenme açısından planlı ve çok sayıda futbolcunun katılımı
ile ortaya çıkarılan hücumlar seyrettik. Burada Aykut Kocaman’ın kafasındaki
plana uygun oyuncu profillerini değiştirdiğini yani geliştiğini düşünüyorum.
Gol atamak için ceza sahasına girme aklı ve cesareti olan oyuncuları doğru
yerlerde kullandı ve bu oyuncular takımı öne taşımaya başardılar.
Aykut Kocaman göreve gelişinden itibaren,
bir zamanların ünlü taktiği Catenaccio sistemini Fenerbahçe’ye çağa uygun
şekilde uyarlamaya çalıştı. Bunun için
önündeki en büyük engel Alex oldu. Alex gerçekten bu sistem içerisinde ve belki
de modern futbol yapısında yer bulmakta zorlanacak bir oyuncu profiline
sahipti. Şu an hala göz ardı edilmesine rağmen, Alex’in Fenerbahçe’de en
verimli sezonunu geçirmesini sağladı. Alex’i her futbol sever gibi izlemekten
keyif alsam da Aykut Kocaman’ı o zamandan itibaren haklı bulduğumu söylemem
lazım. Nitekim Alex’in sancılı ayrılışının yaşandığı aynı sezon içerisinde,
uluslararası alanda en başarılı sezonu yaşandı. Bu tesadüf olamaz. Takımın atak
performansını geliştirme ve olgunlaştırma sürecine gireceği düşünüldüğünde,
sezon sonunda görevi bırakmış olması kendisi açısından – yorgunluğuna rağmen –
yanlış bir karar oldu. Bu noktada kulüp yönetiminin süregelen sistemi
sürdürebilecek ve geliştirebilecek görüşe sahip kişiyi göreve getirmesi
gerekiyor. Aksi halde önümüzdeki sezon Luis Aragonés’in kulaklarını çokça çınlatabilriz.
İlker
İlker